وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰ
Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun
Adhan notifications, the Holy Quran, a qibla compass, and daily content — all in one free app.
سورة الليل
Surah Al-Layl is the 92nd surah of the Quran, comprising 21 verses. It treats the diversity of human strivings, the two roads opened by generosity and miserliness, and the salvation of the one who gives seeking only God's pleasure. Opening with oaths by the night, the day, and the creation of male and female, it observes: 'Indeed, your efforts are diverse.' Whoever gives, is mindful of God, and affirms the best is eased toward ease; whoever is miserly, deems himself self-sufficient, and denies the best is eased toward hardship. The surah then praises the most God-conscious one, who gives his wealth to purify himself, seeking no favor in return but only the countenance of his Lord, the Most High. It is a concentrated declaration binding the ethic of giving directly to faith.
Surah Al-Layl is Meccan, dated to the early years of the Meccan period. The commentaries relate that its closing verses praising the most God-conscious giver (92:17-21) were revealed concerning Abu Bakr, who purchased and freed enslaved believers tortured for their faith — a report widely transmitted in the tafsir literature.
Its main themes are the diversity of strivings, the opposition of giving and miserliness, and divine facilitation. The easing of the path for the one who gives and is mindful, and the driving of the miser toward hardship (92:5-10), show how moral choices shape a person's trajectory. The warning that wealth will not avail him when he falls (92:11) draws the limit of riches. Guidance belongs to God, and to Him belong the Hereafter and the first life (92:12-13). That the most God-conscious one seeks only the countenance of his Lord, the Most High (92:19-21), is the very definition of sincerity.
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰ
Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ
Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ
Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki
إِنَّ سَعۡيَكُمۡ لَشَتَّىٰ
Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir
فَأَمَّا مَنۡ أَعۡطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
وَصَدَّقَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡيُسۡرَىٰ
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسۡتَغۡنَىٰ
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
وَكَذَّبَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡعُسۡرَىٰ
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
وَمَا يُغۡنِي عَنۡهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ
O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez
إِنَّ عَلَيۡنَا لَلۡهُدَىٰ
Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir
وَإِنَّ لَنَا لَلۡأٓخِرَةَ وَٱلۡأُولَىٰ
Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir
فَأَنذَرۡتُكُمۡ نَارࣰ ا تَلَظَّىٰ
Sizi alevler saçan ateşle uyardım
لَا يَصۡلَىٰهَآ إِلَّا ٱلۡأَشۡقَى
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz
ٱلَّذِي كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz
وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلۡأَتۡقَى
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur
ٱلَّذِي يُؤۡتِي مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعۡمَةࣲ تُجۡزَىٰٓ
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır
إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ وَجۡهِ رَبِّهِ ٱلۡأَعۡلَىٰ
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır
وَلَسَوۡفَ يَرۡضَىٰ
Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır