وَيۡلࣱ لِّكُلِّ هُمَزَةࣲ لُّمَزَةٍ
Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline
Ezan bildirimi, Kur'an-ı Kerim, kıble pusulası ve günlük içerikler — hepsi tek uygulamada, ücretsiz.
سورة الهمزة
Hümeze Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 104. suresidir; dokuz ayetten oluşur ve insanları arkadan çekiştirip yüzlerine karşı alay edenleri, mal biriktirip onu ebedilik güvencesi sananları kınar. Sure adını, ilk ayetinde geçen ve 'insanları diliyle çekiştiren, ayıplayan' anlamındaki 'hümeze' kelimesinden alır. Malının kendisini ölümsüz kılacağını zanneden bu tipin 'hutame'ye atılacağı bildirilir; hutame, kalplere kadar işleyen, tutuşturulmuş ilahi bir ateş olarak tanıtılır. Sure, dedikodunun, alayın ve gösterişin kolaylaştığı bir çağda, insan onurunu hiçe sayan dilin ve servete güvenen kibrin ağır manevi bedelini hatırlatan güncel bir uyarıdır. Surenin sert üslubu, başkalarını küçümsemenin ve kibrin İslam ahlakında ne kadar ağır bir kusur sayıldığını gösterir.
Hümeze Suresi Mekke döneminde, peygamberliğin ilk yıllarında inmiştir. Mekke'nin servetine güvenen ve müminleri diline dolayarak aşağılayan bazı müşrik ileri gelenlerinin tutumları bağlamında değerlendirilir; bazı tefsirlerde belirli kişiler hakkında indiğine dair nakiller varsa da bunlar kesinlik taşımaz ve surenin hükmü geneldir.
Surenin ana temaları gıybet ve alayın kınanması, mala güvenmenin aldatıcılığı ve uhrevi cezadır. 104:1'de çekiştirip alay eden herkese 'veyl', yani yazıklar olsun denilerek başlanır; 104:2-3'te mal toplayıp sayan ve malının kendisini ebedi kılacağını sanan insan tipi tasvir edilir. 104:4-9'da bu kişinin 'hutame'ye atılacağı, hutamenin kalplere işleyen tutuşturulmuş bir ateş olduğu ve onların üzerine uzatılmış direklerle kapatılacağı anlatılır. Sure, dil ahlakı ile mal ahlakını tek bir uyarıda birleştirir.
وَيۡلࣱ لِّكُلِّ هُمَزَةࣲ لُّمَزَةٍ
Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline
ٱلَّذِي جَمَعَ مَالࣰ ا وَعَدَّدَهُۥ
Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline
يَحۡسَبُ أَنَّ مَالَهُۥٓ أَخۡلَدَهُۥ
Malının kendisini ölümsüz kılacağını sanır
كَلَّاۖ لَيُنۢبَذَنَّ فِي ٱلۡحُطَمَةِ
Hayır; o, and olsun ki, Hutame'ye atılacaktır
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحُطَمَةُ
Hutame'nin ne olduğunu sen bilir misin
نَارُ ٱللَّهِ ٱلۡمُوقَدَةُ
O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir
ٱلَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى ٱلۡأَفۡـِٔدَةِ
O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir
إِنَّهَا عَلَيۡهِم مُّؤۡصَدَةࣱ
Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır
فِي عَمَدࣲ مُّمَدَّدَةِۭ
Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır