ٱقۡرَأۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلَّذِي خَلَقَ
Yaratan Rabbinin adıyla oku
Ezan bildirimi, Kur'an-ı Kerim, kıble pusulası ve günlük içerikler — hepsi tek uygulamada, ücretsiz.
سورة العلق
Alak Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 96. suresidir; 19 ayetten oluşur ve vahyin başlangıcı, okumanın ve kalemin değeri, kendini yeterli gören insanın azgınlığı ve kulluğun secdeyle taçlanan yolu konularını işler. İlk beş ayeti, Hira'da Hz. Peygamber'e gelen ilk vahiydir: 'Yaratan Rabbinin adıyla oku!' Bu açılış, bilgiyi yaratılış bilinciyle birleştirir; insanın alaktan yaratıldığını, kalemle öğreten Rabbin en büyük kerem sahibi olduğunu bildirir. Surenin devamı, kendini ihtiyaçtan uzak görüp azgınlaşan insanı ve namaz kılan bir kulu engellemeye kalkışan zorbayı konu edinir. 'Secde et ve yaklaş' emriyle son bulan Alak Suresi, İslam medeniyetinin ilim vurgusunun ilk kaynağı olarak okunur.
Alak Suresi Mekkîdir. İlk beş ayetinin, Hz. Peygamber Hira'da iken gelen ilk vahiy olduğu sahih kaynaklarda sabittir; bu yönüyle sure, Kur'an'ın nüzul tarihinin başlangıç noktasıdır. Devamındaki ayetlerin ise daha sonra, namaz kılan Peygamberi engellemeye kalkışan ve tefsirlerde Ebû Cehil ile ilişkilendirilen bir Mekke ileri geleni hakkında indiği nakledilir.
Surenin ana temaları vahiy, ilim, insanın azgınlık potansiyeli ve kulluktur. 'Yaratan Rabbinin adıyla oku' emri ve kalemle öğretme vurgusu (96:1-5), bilgiyi ibadetle aynı kaynağa bağlar. İnsanın kendini yeterli görünce azdığı tespiti (96:6-7), servet ve güç sarhoşluğuna dair zamanlar üstü bir teşhistir; dönüşün Rabbe olduğu hatırlatması (96:8) bu azgınlığın sınırını çizer. Namaz kılan kulu engelleyen zorbaya yapılan uyarı (96:9-19), zulmün ilahi gözetim altında olduğunu bildirir. Surenin son ayeti bir tilavet secdesi ayetidir: 'Secde et ve yaklaş' (96:19), yakınlığın yolunu gösterir.
ٱقۡرَأۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلَّذِي خَلَقَ
Yaratan Rabbinin adıyla oku
خَلَقَ ٱلۡإِنسَٰنَ مِنۡ عَلَقٍ
O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak'tan) yarattı
ٱقۡرَأۡ وَرَبُّكَ ٱلۡأَكۡرَمُ
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir
ٱلَّذِي عَلَّمَ بِٱلۡقَلَمِ
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir
عَلَّمَ ٱلۡإِنسَٰنَ مَا لَمۡ يَعۡلَمۡ
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir
كَلَّآ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لَيَطۡغَىٰٓ
Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder
أَن رَّءَاهُ ٱسۡتَغۡنَىٰٓ
Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder
إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجۡعَىٰٓ
Dönüş şüphesiz Rabbinedir
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي يَنۡهَىٰ
Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü
عَبۡدًا إِذَا صَلَّىٰٓ
Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü
أَرَءَيۡتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلۡهُدَىٰٓ
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
أَوۡ أَمَرَ بِٱلتَّقۡوَىٰٓ
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
أَرَءَيۡتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
أَلَمۡ يَعۡلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ
Allah'ın her şeyi görmekte olduğunu bilmez mi
كَلَّا لَئِن لَّمۡ يَنتَهِ لَنَسۡفَعَۢا بِٱلنَّاصِيَةِ
Ama bundan vazgeçmezse, and olsun ki, onu perçeminden
نَاصِيَةࣲ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةࣲ
Yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz
فَلۡيَدۡعُ نَادِيَهُۥ
O zaman, kafadarlarını çağırsın
سَنَدۡعُ ٱلزَّبَانِيَةَ
Biz de zebanileri çağıracağız
كَلَّا لَا تُطِعۡهُ وَٱسۡجُدۡۤ وَٱقۡتَرِب۩
Sakın ona uyma; sen secde et, Rabbine yaklaş