Beyyine Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 98. suresidir; sekiz ayetten oluşur ve Ehl-i kitap ile müşriklerin vahiy karşısındaki tutumlarını, dinin özünü oluşturan ihlas ve kulluk esaslarını işler. Sure adını ilk ayetinde geçen ve 'apaçık delil' anlamına gelen 'beyyine' kelimesinden alır; bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan bir elçi olarak tarif edilir. Sure, kendilerine kitap verilenlerin ancak apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüğünü belirtir; oysa onlara emredilen, dini yalnız Allah'a has kılarak kulluk etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermekti. İman edip salih amel işleyenleri 'yaratılmışların en hayırlısı' olarak niteleyen sure, bugünün okuruna dinin özünün samimiyet ve dosdoğru kulluk olduğunu hatırlatır.
Nüzul ve arka plan
Beyyine Suresi çoğunluğun görüşüne göre Medine döneminde inmiştir; Mekkî olduğunu söyleyenler de olmuştur. Medine'de Yahudi ve Hıristiyanlarla ilişkilerin yoğunlaştığı, vahye karşı tutumların netleştiği bir dönemin meselelerine ışık tutar. Belirli bir olaya bağlanan kesin bir iniş sebebi nakledilmemiştir; muhtevası Ehl-i kitabın ve müşriklerin peygamberlik karşısındaki genel durumunu ele alır.
Ana temalar
Surenin ana temaları apaçık delil olarak peygamberin gönderilmesi, Ehl-i kitabın ihtilafı ve dinin özü olan ihlastır. 98:1-3'te tertemiz sahifeleri okuyan elçi tanıtılır; 98:4'te kitap ehlinin ancak delil geldikten sonra ayrılığa düştüğü belirtilir. 98:5, dini Allah'a has kılarak kulluk etmeyi, namazı ve zekâtı 'dosdoğru din' olarak özetleyen merkezi ayettir. 98:6-8'de ise inkârcıların ve iman edip salih amel işleyenlerin ahiretteki karşılıkları, 'yaratılmışların en şerlisi' ve 'yaratılmışların en hayırlısı' nitelemeleriyle karşılıklı olarak ortaya konur.
Fazileti
Sahih hadis kaynaklarında, Hz. Peygamber'in Allah'ın emriyle bu sureyi sahabeden Übey b. Kâ'b'a bizzat okuduğu ve Übey'in bundan derin bir duygulanma yaşadığı nakledilir. Bu rivayet, surenin Hz. Peygamber nezdindeki özel yerine işaret eden bir fazilet olarak değerlendirilir.