ٱلۡقَارِعَةُ
Gürültü koparacak olan
Ezan bildirimi, Kur'an-ı Kerim, kıble pusulası ve günlük içerikler — hepsi tek uygulamada, ücretsiz.
سورة القارعة
Karia Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 101. suresidir; on bir ayetten oluşur ve kıyametin dehşetini, amellerin tartılmasını ve insanların ebedi akıbetlerini işler. Sure adını, ilk ayetinde geçen ve 'şiddetle çarpan' anlamına gelen 'kâria' kelimesinden alır; bu kelime kıyametin isimlerinden biridir. O gün insanların etrafa yayılmış kelebekler, dağların ise atılmış renkli yünler gibi olacağı tasvir edilir. Tartıları ağır gelenler hoşnut olacakları bir hayata kavuşurken, tartıları hafif gelenlerin varacağı yer 'hâviye' olarak bildirilir. Sure, bugünün okuruna dünyadaki tercihlerin ahirette bir tartıya konulacağını, kalıcı olanın amellerin ağırlığı olduğunu çarpıcı bir dille hatırlatır. Kısa ve ritmik ayetleri, mesajını zihinlere kazıyan etkili bir üslup oluşturur.
Karia Suresi Mekke döneminde, peygamberliğin ilk yıllarında inmiştir. Kıyamet ve ahiret inancının yerleştirilmeye çalışıldığı bu dönemde, Mekke toplumuna hesap gününün ciddiyetini kısa ve sarsıcı ifadelerle duyuran sureler arasında yer alır. Sure hakkında belirli bir olaya bağlı bir iniş sebebi nakledilmemiştir; mesajı tüm insanlığa yönelik genel bir uyarıdır.
Surenin ana temaları kıyametin dehşeti, mizan ve ebedi akıbettir. 101:1-3'te 'kâria' tekrarlanan soru kalıbıyla zihinlere yerleştirilir; 101:4-5'te insanların yayılmış kelebeklere, dağların atılmış yünlere benzeyeceği o günün manzarası çizilir. 101:6-7'de tartıları ağır gelenlerin hoşnut bir hayata ereceği, 101:8-9'da tartıları hafif gelenlerin varacağı yerin 'hâviye' olduğu bildirilir; 101:10-11'de bu yerin kızgın bir ateş olduğu açıklanır. Böylece sure, mizan inancını somut ve unutulmaz imgelerle işler.
ٱلۡقَارِعَةُ
Gürültü koparacak olan
مَا ٱلۡقَارِعَةُ
Nedir o gürültü koparacak olan
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡقَارِعَةُ
O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin
يَوۡمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلۡفَرَاشِ ٱلۡمَبۡثُوثِ
O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ ٱلۡمَنفُوشِ
Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır
فَهُوَ فِي عِيشَةࣲ رَّاضِيَةࣲ
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır
وَأَمَّا مَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ
Tartıları hafif gelenler ise
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةࣱ
Onların yeri bir çukurdur
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا هِيَهۡ
O çukurun ne olduğunu sen bilir misin
نَارٌ حَامِيَةُۢ
O, kızgın bir ateştir